|
|
| daily menu » news links | rate the banner | guess the satellite | guess the city | one on one |
|
|
|
|
#1 |
|
BANNED
Join Date: Oct 2005
Posts: 357
|
Wow, incredible! The tourism agencies should advertise this city more, it certainly has tons of potential.
|
|
|
|
|
|
#2 |
|
20
Join Date: Oct 2002
Location: Frankfurt
Posts: 275
|
KIMISI BULAMAZ, KIMISI BILEMEZ
Bizim derdimizde ikincisi. |
|
|
|
|
|
#3 |
|
TUWien/ Architekt
Join Date: May 2007
Location: Manisa
Posts: 1,972
|
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Strength and Honour
Join Date: May 2004
Location: Istanbul/Waterloo
Posts: 2,351
|
![]() by izzet keribar ![]() by kemal evin ![]() ![]() by feridun gundes ![]() ![]() by devrimhan kaskaya
__________________
Veritas Omnia Vincit "The greatest way to live with honour in this world is to be what we pretend to be." (Socrates) |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Registered User
Join Date: Jun 2006
Posts: 192
|
wooow whata historic city
|
|
|
|
|
|
#6 |
|
Strength and Honour
Join Date: May 2004
Location: Istanbul/Waterloo
Posts: 2,351
|
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
__________________
Veritas Omnia Vincit "The greatest way to live with honour in this world is to be what we pretend to be." (Socrates) |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Strength and Honour
Join Date: May 2004
Location: Istanbul/Waterloo
Posts: 2,351
|
__________________
Veritas Omnia Vincit "The greatest way to live with honour in this world is to be what we pretend to be." (Socrates) |
|
|
|
|
|
#8 |
|
Strength and Honour
Join Date: May 2004
Location: Istanbul/Waterloo
Posts: 2,351
|
__________________
Veritas Omnia Vincit "The greatest way to live with honour in this world is to be what we pretend to be." (Socrates) |
|
|
|
|
|
#9 |
|
Registered User
Join Date: Jul 2005
Posts: 595
|
Just fascinating city frozen in time with nice pics from former posters & Allan.
But for the readers of this post , I'd like to mention that other parts of Turkey has more Byzantine-Ottoman styles , mixed with Western European elements then this region of Turkey. This region of Turkey has a strong ancient links to the southern countries (architecturally , culturally , linguistically , ethnically etc. , unlike other parts of Turkey) The styles of the buildings are mixture of their original authentic styles , extending to the countries south of it again , with western european touches. |
|
|
|
|
|
#10 |
|
Registered User
Join Date: Jun 2007
Posts: 2
|
Mardin is an ancient city, though little is known from pre-Roman times. It certainly existed in Assyrian times. Under the Romans it was called Marida, a fortress was built on the hill overlooking the city. From the city one looks South over the Syrian plain. Much of the city clings to the rise of the rock, though it seems to be spreading into the surrounding hills also. The center has wonderful alleys, going up and down the slopes or remaining level, parallel to one of the main streets. They have nice houses along them. There is a small but nice covered bazar and the town has a couple of fine mosques and a number of medreses or Koran Schools, most with fine stonework. ![]() ![]() MARDİN GECE GERDANLIK.... Mardin kitaplara sığmayacak kadar derin kültüre sahip bir ilimiz, konunun MÖ.8000 yıllarına dayanan tarihi yönü bir tarafa Urfa-Viranşehir yoluyla gelip de Kızıltepe kavşağından dönerek yükselmeye başlayınca karşınıza bir tablo gibi çıkan çarpıcı özellikteki kent, kiremitsiz evleri, basamaklı, daracık gizemli sokaklarla birbirlerinin havasını, ışığını kesmeyecek şekilde sırt sırta binerek kaleye doğru tırmanıyor. ![]() an, külliye, medrese, cami, kilise, manastır, kent müzesi ve tarihi çarşısı ile bir çok gezilip görülecek yere sahip olan Mardin de yöreye has "Telkari sanatı" ünlenmiş bir sanat dalı olarak ilgi çekiyor. Eritilen altın, gümüş gibi madenlerin tel halinde çekilip işlenmesi ile ortaya çıkarılan kullanım eşyaları, bölgeden alınabilecek hediyelik eşyaların başında geliyor. Ayrıca araç giremeyen bir çok sokakta taşımacılığın binek hayvanları ile yapılıyor olması semercilik, nalbantçılık gibi mesleklerin de hala devam edebiliyor olmasına imkan vermiş. Günümüzde semerler yöreyi ziyaret edenler tarafından da dekoratif amaçla kullanılmak üzere satın alınıyor. Mardin gezisinden artan zamanda mutlaka gezilmesi gereken Hasankeyf, Midyat Cizre gibi tarihi değerlere sahip eşi benzeri olmayan özelliklere sahip yerler, gezi severlerin büyük beğenisini kazanıyor. Tarihi platformlar aynı zamanda filmciler, foto safari meraklıları içinde bulunmaz imkanlar sunuyor. ![]() Anadolu Türk mimarisinin en özgün örnekleri olarak kabul edilen, bulunduğu topografya ve iklim koşulları ile uyum sağlayan Mardin evleri, Mezopotamya Ovası'nın ucunda yer alması nedeniyle İslam kültür ve mimarisiyle Anadolu Türk kültür ve mimarisi arasında köprü olmuştur. ![]() Geçmişin ünlü İpek Yolu bağlantısı olan kent hakkında bir çok efsane bulunmaktadır. Pers krallarından birisinin hasta olan "Mardin" adlı oğlu, dört mevsimi de birbirinden güzel olan bu kentte sağlığına kavuştuğu için onun adıyla anıldığı söylenir. ![]() Bir başkası Süryanice kutsal şehir anlamına gelen bu ismin bir Süryani rahip tarafından kente verildiği ifade edilir. Bir başka söylentiye göre ise kentin adı Sasani komutanlarından Mardius'tan gelmektedir. Ünlü tarihçi Hammer, tarihi kaynaklardan aynen aktardığını öne sürerek bu adın İran hükümdarı Ardeşir'in bölgeye yerleştirdiği savaşçı kavim Mardlar'dan geldiğini söylemektedir. ![]() Roma, Bizans, Arap, Hamdaniler, Şeyhoğulları, Mervaniler, Büyük Selçuklular ve onların ardından Artukoğulları uzunca bir süre yöreye egemen olmuşlar. Daha onraları Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Safeviler Mardin'i siyasi sınırları içerisine katmışlardır. 1517 yılında Yavuz Sultan Selim komutanlarından Bıyıklı Mehmet Paşa tarafından Osmanlı toprakları içine alınmıştır. ![]() MARDİN'İN TARİHİ Mardin,Mimari,Etnografik,Arkeolojik,Tarihi ve görsel değerleri île zamanın durduğu izlenimini veren Güneydoğunun şiirsel kentlerinden biridir. Bölgede yapılan kazılarda MÖ.4500'den başlayarak klasik anlamda yerleşim gören Mardin; Subari, Hurri, Sümer, Akad, Mitani,Hitit,Asur,İskit,Babil,Pers,Makkedonya,Abga r,Roma,Biz ans,Arap,Selçuklu, Artuklu ve Osmanlı dönemine ilişkin bir çok yapıyı bünyesinde harmanlayabilmiş önemli bir açık hava müzesidir. Şehirde bilimsel kazı yapılacak pek çok önemli alanı vardır. Bunun sonucunda şehrin tarihinin daha iyi ortaya konulması imkanı yaratacaktır. Mardin'in ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu kesin olarak bilinmiyorsa da kuruluşu eski yakın doğu tarihine göre Subariler zamanına kadar dayanmaktadır. Alman Arkeologu Baron Marva Oppenheim'in 1911-1929 yılları arasında yaptığı kazılardan elde edilen sonuçlara göre: Subariler'in Mezopotamya da (MÖ.4500- 3500) yaşadıklarını bu tespite sebep olarak da Sümer ve Babil katları arasında buldukları kiremitleri göstermiştir. Gırnavaz örenyerinde 1932 yılında başlayıp 1991 yilina kadar sürdürülen Arkeolojik kazı ve araştırmalar sonucunda Gırnavaz'ın MÖ.4000'den M.Ö 7. yüzyıla kadar sürekli olarak yerleşme alanı olduğu anlaşılmaktadır.MÖ.4000 sonlarına tarihlenen Geç Uruk Devri, Gırnavaz kalıntılarının en alt kültür tabakasını oluşturmaktadır.Bu Kültür tabakasının üzerinde yer alan Er Hanedanlar Devri Mimari tabakaları daha çok ölü gömme adetleri açısından araştırılmış ve değerlendirilmiştir. Tespit edilen mezarlara göre ölüler bu devirde eski Mezopotamya geleneklerine göre açılan çukurlara dizler karınlarına çekik olarak yatırılmakta daha sonra yakılan hafif ateşle manevi temizlik sağlanarak dünyevi ilişkiler kesilip çukurlar kapatılmaktadır.Mezar içinde şahsi eşya olarak metal silahlar, Metal süs eşyaları ve mühürler kült ve seramik kap örnekleri çok sayıda tespit edilmiştir. ![]() Sümer Kralı Lugarzergiz MÖ.2850 yılında Akdeniz'e kadar uzandığı seferinde Mardin'i hükmü altına almıştır. Şehircilik,sulama ve tarım alanında ileri bir seviyeye ulaşan Sümerler, geniş fetihler sonucu güçlerini kaybedince 30 yıl sonra Mardin'i Akadlar'a bırakmışlardır (MÖ.2820). Akadlar,MÖ.2500 yıllarında Sümerler'le anlaşarak Akad-Sümer Devletini kurmuşlardır. Prof..Dr Ekrem Memiş'in "Eski Çağ Türkiye Tarihi" adlı kitabında: "Mezopotamya'da büyük imparatorluk vücuda getiren Sami Kökenli Akadlar'ın vesikalarından anlaşıldığına göre,MÖ.3000 sonlarında Mardin Merkez olmak üzere Güneydoğu Anadolu bölgesi ile Kuzey Mezopotamya'daki Musul ve Kerkük dolaylarında Hurriler adı ile anılan bir kavim oturuyordu" diye yazar. Mardin,MÖ.2230'lu yıllarda Elam şehri oldu. Amuri ailesinin altıncı ferdi olan Hamurabi, Sümer topraklarınıı Babil'in idaresi altına alınca bu kez de Babil Devleti'ni kurmuş, ardından Yukarı Mezopotamya'ya saldırınca Mardin'i istila ederek topraklarına katmıştır.(MÖ.2200-1925). MÖ. 1925 yıllarında Mardin'i işgal eden Hititler bir vıl sonra şehri terketmişlerdir. İran dolaylarından gelen Ari Irkından Midiller, Mardin ve çevresini ele geçirmiştir. 500 yıl hüküm süren Midiller bilinmeyen bir sebepten Mısır'lılara vergiye bağlanmışlar ve bir Midil prensesini de Mısır Firavunu île evlendirmişlerdir. MÖ. 1367 yılında Midiller arasında iç savaş çıkmış, bunu fırsat bilen Asur Kralı Asuri Balit Mardin ve çevresini topraklarına katmıştır. MÖ. 1190'da Anadolu'dan gelen bazı Ari ırk kavimleri Mardin'i almışlardır. 60 yıl sonra I.Tıplalpalasır, Sincar, Nusaybin ve Mardin'den geçerek 20 bin Maşiki kuvvetinin Koruduğu Kemecin'e' saldırıp onları yendikten sonra Mardin ve çevresini tekrar ele geçirmiştir. MÖ.1060'da I.Asurnasırbal zamanında Hititler birleşerek Gılganuş yakınlarında Asurlular'ı yenmişlerdir.Asurluların tekrardan kuvvetlenmeleri üzerine, Mardin Asur hakimiyetine girmiştir.MÖ.800 yılına kadar Asurluların elinde kalan Mardin daha sonra Urartu Krallığı egemenliğine geçmiştir.Urartu Kralı Mimes zamanında Mardin 50 yıl Urartu idaresinde kalmıştır. MÖ.612 yılına kadar Sityaniler,MÖ.618 yılında ise İran'dan gelen Midiler buraları ele geçirmiştir. MÖ.335 yıllarmda Büyük İskender Mısır'ı aldıktan sonra Mezopotamya'ya gelerek İran'a gitmek için Mardin'den geçer. Buraları da istila eden İskender'in MÖ.323 yılının 28 Mayıs'ında Babil'de ölümünden sonra komutanları arasında devlet pay edilir ve Mardin doğu bölümünde kaldığı için Nikanır denilen General Slevkos'un payına düşer. (MÖ.311) MÖ. 131'de Mardin ve çevresi Urfa Krallığı (Abgarlar) topraklarına katıldı. MS.249'da Roma Hükümdarı Filibos saltanatının 5.yılında bir isyan başlatıp IX. Abgar'ı memleketten kovmuştur. Şehrin Valiliğine de Hapsioğlu Uralyonos tayin edilmiştir..Bu arada Mardin'de Urfa'ya bağlı olduğu için Roma egemenliğine girmiştir. MS.250 yılında Dakiyos, Pers ülkesini zaptetmiştir.Bu sırada tahribat gören Nusaybin'i onarmıştır. 330 yılında ateşe ve güneşe tapan Şad Buhari isminde bir kral Mardin Kalesinde rahatsızlığı nedeniyle kalır. Kalede kaldığı süre içerisinde iyi olunca kendisine kasır yaptırıp 12 yıl boyunca burada yaşar. Daha sonra Kral, memleketi Pers'ten birçok asker ve sivil getirip onları Mardin'e yerleştirir.442 yılına kadar getirilen insanlar vasıtasıyla şehirde birçok gelişme olur. 442 yılında halkı kasıp kavuran amansız bir veba salgını şehri yaşanmaz hale getirir. Yaklaşık 100 sene sonra Ursiyanos adlı Romalı bir; kumandan büyük bir ekiple Mardin'i 47 yılda inşa etmeyi başarır ve halkın tekrar buraya gelmesini sağlar. Bu süre içinde Persler'in ünlü merkezleri olan Dara yeniden inşa edilmiştir. Mardin'e Bizanslar 640 yılında Hz-Ömer'in kumandanlarından İlyas Bin Ganem'in işgaline kadar varlıklarını devam ettirmişlerdir. Mardin ve çevresi, 692'de Emeviler'in, 824'te Halife Memnun zamanında Abbasilerin hakimiyetine girmiştir.Bu dönemde islamiyet hızla yayılmıştır. 885-978 yılları arasında buralarda hüküm süren Hamdaniler'in kaleyi kesin olarak zaıptedişleri 895 yılına rastlar. Doğal olan kalenin bazı yerlerine surlar yaptırarak bazı yerlerini de onararak günümüze kadar dimdik kalmasını sağladılar. 990 yılında ancak Musul'da tutunabilen Hamdaniler'in topraklarını birer birer ele geçiren Mervaniler, Mardin'i zapt ederler. Mardin ve çevresinde çarşılar, camiler yaparak onarımlarla ipek yolu üzerinde bulunan bu önemli şehri ticari açıdan canlandırırlar.. Alparslan'ın Malazgirt zaferinden sonra Türkler'in Anadolu'ya ulaşan akınları neticesinde gittikçe zayıflayanı Mervaniler Devleti Nusaybin'de 1089'da Selçuklular'a yenilerek onların hakimiyeti altına girer. Artuklular'dan İl Gazi Bey Mardin'i l105'te ele geçirerek devletin başkenti yapar.Halep'i aldığı gibi Haçlılara karşı giriştiği mücadeleler dolayısıyla İl Gazi Bey büyük ün kazanır. Antakya Haçlı Prensi Roger'i yenerek Silvan'ı ele geçirir, İl Gazi' nin ölümünden sonra oğulları ve yeğenleri devletin basına geçerek Diyarbakır, Harput Kalesi ve civarına hakim olup, Haçlıları, Frankları, Urfa Kontu'nu, Bilecik Haçlı Senyör'ünü ve Kudüs Kralı Bodven'i yenerek büyük başarı kazanırlar. Böylece Artuklular bölgede büyük devlet kurarlar. Bu devletin 304 yıllık egemenliği sürecinde çok sayıda tarihi camii, Medrese, hamam ve kervansaray yapılmış, birçok cami, medrese ve manastır onarılmıştır. Timur, Artuklular döneminde 1393'te Mardin Kalesini kuşatıp işgal etmeye çalışsa da başarılı olamaz. Timur 1395 yılının Ramazan ayında Mardin'i almak için yeni bir kuşatma hazırlıklarına Kızıltepe'de otağı kurarak başlar. Mardin halkı kaleye sığınarak Timur'un şiddetli hücumlarına karşı koymak suretiyle o zamanın en büyük ordusu ve hükümdarlarını başarısızlığa uğratmıştır. Artuklular halkın bu başarısından dolayı Mardin'i onarma faaliyetine girişirler.15.yüzyılda güçlenen Karakoyunlular'ın bu devleti ortadan kaldırmak için Mardin'i 2 ikili kuşatması bu girişimleri aksatır. 1409'da halk bu kuşatmaya daha fazla dayanamayarak yapılan anlaşma gereği şehrin kalesini Karakoyunlulara teslim eder. Mardin Karakoyunlular'ın egemenliğinde 61 yıl kalır. Bu süreç içerisinde aşiretler ayaklanarak Karakoyunluların rejimine karşı koyarlar ve devleti zaman zaman ele geçirirler. Karakoyunluları 1462 yılında yenen Akkoyunlular kalenin egemenliğini de ele geçirirler. Bu dönemde Mardin'e Paşa olarak gelen Kasım Bey, Timur'un yakıp yıktığı şehri ve kaleyi onarmaya girişir. Bu çalışmasının ve başarısını taçlandıran bu güne kadar ihtişamla ayakta durmayı başaran ve tarihe meydan okuyan Kasın Paşa Medresesini yaptırır. 16.yüzyılın başında Akkovunlular'ı egemenliğine alan Şahı İsmail güçlü bir Şii devleti kurmayı başarır. Bu dönemde Anadolu'ya girip Şiiliği kabul etmeyenleri zalimce öldürmekten geri kalmaz. Bu durumu gören Mardin hakimi, şehri zulme ve yağmaya karşı, halkı korumak için kalenin anahtarını kan dökmeden Şah İsmail'e teslim eder. . Mardin'in kesin olarak Osmanlılar'ın eline geçmesi Mısır seferini düzenleyen Yavuz Sultan Selim döneminde gerçekleşmiştir. Diyarbakır (Amid) Valisi Bıyıklı Mehmet Paşa ve Kürt Bilgini İdris-i Bitlisi, Yavuz Sultan Selim'in emriyle 1516'da Mardin ve kalesini dokuz aydan fazla kuşatmış, çeşitli illerden gönderilen Osmanlı takviye kuvvetleri, Doğu Anadolu'dan gelen Kürt Beylerinin kuvvetleriyle birleşerek kaleye defalarca saldırılar düzenlemiştir. Ancak halkın kahramanca karşı koyması iki tarafında zor günler geçirmesine neden olmuştur. Kartal Yuvasına yardım beklentisi boşa çıkınca Bıyıklı Mehmet Paşa ve İdris-i Bitlisi 7 Nisan l5l7"de Mısır'da bulunan Yavuz Sultan Selim'e kaleye girmiş olduklarının müjdesini vererek Osmanlı Devletinin ilk halifesini çok sevindirmişlerdir. 1517 yılında Mardin ve yöresi Osmanlı topraklarına katılmış, bir sancak durumunda Diyarbakır Beylerbeyliğine bağlanmıştır. 1518''de Mardin Sancağı: Merkez kazası ile Savur ve Nusaybin nahiyelerinden oluşuyordu. Mardin, uzun müddet Diyarbakır-Bağdat ve Musul'un Sancağı durumunda kalmıştır. Mardin sancağında halk: Göçebe ve yerleşik olarak iki bölüme ayrılmaktaydı. Yerleşik halk inançları açısından: Yahudiler, Hıristiyanlar (Ermeniler, Süryaniler ve Keldaniler),Müslümanlar ve bir kısım Şemsilerden (Güneşe tapanlar) oluşuyordu. MARDİN'İN COĞRAFYASI Mardin Güneydoğu Anadolu Böigesinde 39 56°- 42 54 doğu boylamları ve 36 55° - 38 51 arasında yer alır. Doğuda Sırnak ve Siirt, batıda Şanlıurfa, kuzeyde Diyarbakır ve Batman, Güneyde Suriye topraklarıyla çevrilidir. Mardin'in yüzölçümü 8.891 km2 denizden yüksekliği 1.082 metredir. Mardin İli'nin iklimi üzerinde kuzeydeki yüksek dağlar etkili olmaktadır. Bölgede kış döneminde oluşan yüksek basınç alanı,kış aylarının soğuk geçmesine yol açar. Bir yanda güneydeki çöl ikliminin etkisi altında bu!unması,bir yandan kuzeydeki yüksek dağların serin hava kütlelerinin bölgeye girişini engellemesi nedeniyle ilin genelinde yazlar çok sıcak geçerken karasal iklimin tipik özelliği görülür. Ancak; Derik.Nusaybin ve Savur ilçelerinde pamuk, fındık ve zeytin gibi ürünlerin yetişmesi Mikru iklim özelliğinin yörede hüküm sürdüğünü göstermektedir. Mardin ili'nin meteorolojik verilerine göre; Mardin'e yağışın en fazla Mart ayında 115.8 m olarak düştüğü, en yüksek sıcaklığın 42.5 °C ile Temmuz ayında, en düşük sıcaklığın Şubat aynıda -2,6 C olduğu tespit edilmiştir. En yüksek nem oranı % 76.1 ile Ocak ayında ölçülmüştür. Güneydoğu Anadolu Bölgesinin Dicle ve Fırat havzalarında yer alan Mardin ilinde çok çeşitli yeryüzü şekillerine rastlanılır. ![]() Mardin, bütün jeolojik zamanları temsil eden kristal ve tortul kütle çeşitlerinden iç püskürük mahsullerine ve bunların değişmesinden meydana gelen sahalara varıncaya kadar çeşitli formasyonlarla temsil edilmiştir. İlin yeryüzü şekilleri temelini I.zamanda kayaları teşkil eder. Jeolojinin II.zamanında kuzeydoğuda kalkerli yerler tebeşir devrinde teşekkül etmiştir. III.zamanda Toros kıvrımları oluşurken, volkanlar teşekkül ederek faaliyet göstermiştir. Eski volkanların biriktirdiği lavlar Turabdin, Karacadağ gibi kümeler oluşturmuştur. IV.zamanın alüvyon topraklarım ortadan bölmekte ve Diyarbakır havzasıyla Suriye çölü arasında bir eşik oluşturmaktadır. Mezopotamya Ovasına ve Suriye çölüne egemen bir konumda olan Mardin Dağları, geceleri uçsuz bucaksız bir denizi andıran ovasından yaklaşık 600-1000 m, yükseklikte çok geniş bir kütle oluşturmaktadır. Bu yükselti Mardin Eşiği'dir Mardin Dağlarının, Mazıdağı,Derik,Midyat, Savur ve Nusaybin yörelerine sokulan yüksekkesimlerde meşe ağaçlarmdan oluşan topluluklara raslanılır. Bu orman parçalarında yer yer Sakız Ağacı, Dişbudak,Söğüt ve Çınar ağaçları da vardır. Nusaybin ve Savur yöreleriyle Mardin Dağlarınm vadi boylarında yöre halkınca yetiştirilen Kavak,Badem, Bıtım,Ceviz,Sumak,Kiraz ve Mahleplerin dışında il alanına bozkırlar egemen olur. Büyükdere Vadisi ile Gümüş Çayı Vadisinin birleşmesiyle genişleyen taban üzerinde yer alan Kızıltepe Ovası en geniş alandır. Akarsuların taşıdığı alüvyonlarla kaplı Derik,Kızıltepe,Mardin ve Nusaybin Ovaları yakın bir tarihte GAP'la birlikte bolluk ve berekete kavuşmayı beklemektedir. Suriye sınırı boyunca Mardin ve Nusaybin Ovaları (Mezopotamya) uzanır. ![]() ![]() ![]() kuşbakışı midyat ![]() ![]() dinlerin ve dillerin şehri mardin bir yanda kilise ve bir yanda camii ezan ve çan sesleri..kimse rahatsız olmaz çünkü herkes hoş görülüdür...ve dostluklar çok sıkıdır... ![]() |
|
|
|
|
|
#11 |
|
Laik Cumhuriyet!
Join Date: Feb 2007
Posts: 4,263
|
are you from Mardin?
I love the versatility in Turkey. Last edited by DU999; June 7th, 2007 at 08:26 PM. |
|
|
|
|
|
#12 |
|
BANNED
Join Date: Feb 2007
Location: Munih - Germany
Posts: 948
|
mardin looks like an african/arab/middle east city.
|
|
|
|
|
|
#13 |
|
BANNED
Join Date: Dec 2004
Location: Aaaah Istanbul
Posts: 1,824
|
|
|
|
|
|
|
#14 |
|
Registered User
Join Date: Jun 2007
Posts: 2
|
|
|
|
|
|
|
#15 |
|
can the can
Join Date: Apr 2006
Posts: 884
|
I think Mardin is the mosty beautiful place I have ever been in Turkey. What is the situation now with the Turkish "incursions" into Iraq? Is it still permissible to visit Mardin?
|
|
|
|
|
|
#16 |
|
For you're worth it
Join Date: Oct 2006
Posts: 525
|
Mardin is one of the most beautiful cities of Turkey. It is different from most other cities, more Arabic. It has many Arabs, right?
About the definition of a Middle East city: How does a Middle Eastern city look like? Middle East is one of the most diverse regions on earth in almost every term, so I think it's quite hard to define a Middle Eastern city. I'd say Mardin looks quite Levante Arabic, like a Syrian city. |
|
|
|
|
|
#17 | |
|
Registered User
Join Date: Jun 2007
Posts: 56
|
Quote:
It's true that a part of the Aramaeans have been linguistically Arabized, with the influence of the Islamic faith they adopted, but of course, it never turned Aramaeans into Arabs, culturally or racially. Before adopting Islam, Aramaeans already had a refined culture and were well integrated in the Oriental civilization. Last edited by NovaRoma_Istanbul; May 2nd, 2008 at 06:17 PM. |
|
|
|
|
|
|
#18 |
|
Made in Turkey
Join Date: May 2004
Location: Istanbul - Perth
Posts: 6,083
|
Mardin is the most beautiful south-eastern Turkish city for me...
|
|
|
|
|
|
#19 |
|
Laik Cumhuriyet!
Join Date: Feb 2007
Posts: 4,263
|
@amorresperros, I dont know the parts of Mardin, so MIdayt says nothing to me.
:-) do you live in Mardin or somewhere in Turkey? can you see actors in Mardin? I'm unsure but I think "Sila" is filming in Madin? |
|
|
|
|
|
#20 |
|
Ouch, ouch, ouch!
Join Date: Aug 2004
Location: Ankara
Posts: 9,095
|
Merged with the old thread.. I advice you to go over the pics from starting.. Fantastic city & architecture..
__________________
.. Architects have unique dreams. Fortunately, engineers have unique solutions... ;) |
|
|
|
![]() |
| Thread Tools | |
| Display Modes | |
|
|